Kendime, uzun zamandır tekrar tekrar söylediğim bir şeyler var... Belki tavsiye, belki umut, belki teselli, belki heves, belki gerçek, belki acı, belki sonu yok, belki de olmasını istediğim gibi...diyerek neredeyse bir ömür bitirdim ve 30 yaşına geldim. Geçip giden zamana şöyle bir bakıyorum da, ben ne biriktirdim?
Zamanın, o döneminden tek başına dönseydim, yine aynı kişi olur muydum? Böyle hisseder miydim? Kim bilebilir ki?
Bi'hayli pişmanlıktan muzdarip ama bir yandan da küçük, zevk veren ve mutlu hissettiği o anları yaşamış olmaktan asude.
Zavallı gönlümün, orta yerine bıçak batarken yüzünden tebessüm eksik değil ama bahtsız. Öyle ki, bir anlık hayali bile acının eşiğini geçiyor.
Ancak ben susuyorum. Susuyorum. Sanki yıllardır konuşmuşum gibi -ki öyle aslında- susuyorum. İçimden susmaktan başka bir şey gelmiyor. Sanki geçip giden o yıllarda, tüm kelimelerim yeterince tükenmiş ve umutsuz. Bir faydası yok ve yeterince kırılmış. Önemsenmemiş ve umursanmamış.
Şu aralarsa yorgun ve de kafası karışık bir haldeyim. Ben, kendimden çok uzun zaman sonra özür diledim geçenlerde. Eğer ben bu yaşa, bu hislerle geldiysem, bir yaşa daha o hisler olmadan gireceğim. Elbette Allah'ın izniyle.
Öyle...böyle...




